“UNUTULAN” 68 EYLEMLERİ / İbrahim Sarıdemir yazdı

68 hareketi denildiğinde aklınıza gelen ilk eylem nedir? 6.filo… Kommer’in arabasının yakılışı… Üniversite işgalleri… Banka soygunu… Kızıldere…  Nurhak… Darağacı… İdamlar… Denizler…

6 Mayıs’ın özel bir anlamı  vardır, Türkiye gençlik hareketi açısından. Her yıl gençlik örgütleri kendi açısından 68’i ve Denizler’i anmaya, anlamaya çalışır.  68 eylemleri üzerine konferanslar, söyleşiler yapılır. Yeni 68’ler yaratmak için o eylemler gündeme getirilir,  hatırlatılır.

Peki unutulan 68 eylemleri? Altmışsekisiz’i 68 yapan bir çok eylem unutulup gitmiştir, hatta unutturulmuştur. Nedeni malum… İşte gençliğin, sadece üniversite sorunlarıyla değil toplum sorunlarıyla da ilgilendiğini gösteren o eylemlerden birkaçı.  

GENÇLİK ALEVİ-SÜNNİ KAVGASINI BİTİRİYOR

1966 yılının 5 Haziranında Muğla’nın Ortaca ilçesinde, toprak meselesi yüzünden başlayan kavga kısa zamanda farklı boyutlara taşınır. Yollar, köprüler kapatılır; dükkanların satış yapması önlenir…  Olaylar gün geçtikçe büyür, pazar yerlerinde dahi jandarma denetiminde alışveriş yapmak mümkündür artık.  Köylüler kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla silahlanırlar.  Fevziye, Akıncılar, Kızılyurt, Fethiye, Köyceğiz,  ve Karacalı’da eli tetikte beklemeye başlar ahali…17 yaşındaki Halil Sarı isimli gencin ölmesi ise olayları daha da ateşlendirir.Dönemin belediye başkanı Hüseyin Yılmaz  olayın kontrolden çıkması üzerine başta Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay olmak üzere tüm yetkililere telgraf çeker ve acilen önlem alınmasını talep eder. Çevre illerden takviye olarak jandarmalar getirilir.

Kavga yapan tarafların mezhepsel kimlikleri, kavganın büyümesinde temel etken olur ve Alevi-Sünni kavgası bir anda Ortaca’nın sınırlarını aşarak Türkiye’nin gündemine oturur. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay “Türkiye’de alevilik ve sünnilik diye bir mesele yoktur, Din işini siyasete  sokmayalım” diye açıklama yaparken, Başbakan ‘morrison’ Süleyman Demirel ise “Mezhep kavgası yoktur” diyecektir. Fakat iki hafta geçmesine rağmen olay devam eder…

Ve gençlik devreye girer…20 Haziran’da İstanbul Teknik ÜniversitesiTalebe Birliği ve TMTF basın yayın komisyonundan Osman Saffet Arolat’ın da aralarında olduğu  bir grup öğrenci kavgayı sona erdirmek üzere yola çıkar. Taraflarla görüşmeler yaptıktan sonra alevi-sünni kavgasını sonlandıracak büyük adımı atarlar. İki tarafa da barış yemini ettirirler.

Hasan Yalçın ve arkadaşlarına Vali’den teşekkür…

Gençliğin bu rolü hem o dönemin gazetelerine[1] yansırken hem de yetkililerce dile getirilir. Ortaca’da TMTF basın yayın komisyonu adına bulunan Osman Saffet Arolat alevi-sünni kavgasının bitirilmesinde gençliğin oynadığı kritik rolü şu şekilde özetleyecektir: “İTÜ Öğrenci Birliği olay yerine giderek çatışmaya son veren ‘barışmayı’ sağladı. Kaymakam, Muğla Valisi ve Jandarma Komutanı albay rütbeli bir subay bu barıştırma eylemi sonrasında dönemin Öğrenci Birliği Başkanı Hasan Yalçın ve arkadaşlarını kutlamışlardı.”[2]

GENÇLİK VE MEHMET ALİ AYBAR,  ATATÜRK ANITINDA NÖBET TUTUYOR

8 Nisan 1966’da İzmir’de, Ali Ahmet Gezgin isimli bir ‘nurcu’ tarafından Atatürk büstüne balta ile saldırı düzenlenir. O günlerde gençlik,  şimdiki gibi kendi ülkesinin devrimcisine yabancılaşmamıştır. Atatürk büstüne yapılan saldırıya karşı hemen harekete geçilir. Ellerine bayrak ve Atatürk posterlerini alarak Taksim Atatürk Anıtı’na doğru yola çıkarlar.Dillerinde dağ başını duman almış marşı vardır.  Eminönü köprüsüne geldiklerinde toplum  polisi öğrencilere saldırır. Gençler direnir. Bir çok öğrenci yaralanır. 5 kişilik bir heyetin Taksim Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasına karar verilir. Bu sırada diğer yollardan Taksim’e gelen gençler nöbete başlamışlardır bile. Bu arada  yolda gördükleri Amerikan askerilerine karşı “Yanke go home” diyerek tepkilerini dile getirirler, bunun üzerine de conilerin izinleri iptal edilir.

Gençler nöbet planı yapar. Hergün farklı farklı gruplar gelerek nöbete devam eder.  6.gün ise ilginç bir olay olur. Nöbet sırası, milletvekilleri Orhan Erkanlı, Nermin Çiftçi ve Mazhar Basa’da iken  bir başkası daha erken gelerek nöbete başlamıştır…Nöbeti kim mi başlatır? Türkiye sosyalist hareketi denilince akla gelen ilk isimlerden olan TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar.  O günün gazetelerine bu olay ilginç bir şekilde haber olur. Gazeteler nöbette sıra kavgası olduğunu yazmışlardır.[3]

Atatürk Anıtı Kavgası

Benzer bir Atatürk Anıtı kavgası da İstanbul Üniversitesi’nde yaşanır. 68 yılında üniversite açılışı için Atatürk anıtı önünde tören yapmak isteyen Devrimci öğrenciler ile MTTB arsında kavga çıkar. İki grupta anıtta tören yapmak ister ve bu nedenle de kavga ederler. Kavgada 13 öğrenci yaralanır.

Sosyalistler sadece Atatürk nöbetinde değil Türk bayrağı konusunda da duyarlıdır.  TİP’in 28 Mayıs 1966 cumartesi günü Beyazıt meydanın da yaptığı seçim mitinginde iki dev parti bayrağının arasında büyük boyTürk bayrağı da yerini alır.[4]TİP’in yaptığı basın açıklamalarında da Türk bayrağı unutulmaz.

BEŞBİN GENÇ BURSA NUTKU’NU OKUYOR

Gericiliği protesto etmek isteyen beşbin genç Gümüşsuyu’ndan yola çıkar, Saraçhane üzerinden  Beyazıt meydanı’na (o zaman ki ismi Hürriyet Meydanı) varır.  Teknik Üniversitesi Talebe Cemiyeti başkanı Baykan Kalaba başlar konuşmaya: ‘Baştakiler gençliği bölmek için ellerinden geleni yapıyor. Gençlik bölünmeyecektir. Ve Atatürk’ün yolunda ilerici hareketine devam edecektir’.  Konuşmalardan sonra Divanyolu’na gelen gençlerin karşısında polis barikatı vardır. Bunu üzerine Talebe Cemiyeti  Başkanı tekrar söze başlar: ‘Atatürkçü Türk Gençliği ne yapacağını bilir. Barikat kurmak gereksizdir. Biz kendimize güveniyoruz ve istersek o barikatı aşabileceğimizi de biliyoruz. Fakat Türk Anayasasına saygı duyan gençler olarak henüz bu barikatın aşılma zamanı gelmediğine de inanıyoruz.’der.  Sonra beşbin genç hep birlikte Atatürk’ün Bursa Nutku’nu okurlar.   Ve tekrar Gümüşsuyu’na dönerler.

ATATÜRK ANITI’NDA AP ÇELENGİNE İZİN VERMİYORLAR

Unutulan bir diğer eylem ise yine Atatürk ile ilgilidir. 68 yılı 10 Kasım’ında  Atatürk Anıtı’na çelenkler koyulur. Çelenk koyanlar arasında Morrison Süleyman’ın partisi AP’de vardır.  Gençlik AP’nin bu ikircikli tavrını kabul etmez. Nato’ya, Cento’ya bağımlı olan bir iktidarın göstermelik olarak Atatürk Anıtı’na çelenk koymasını kabul etmenin mümkün olmadığını belirtirler.  Dağ başını duman almış marşı eşliğinde anıta gelen gençler, Bağımsız Türkiye sloganları eşliğinde  AP’nin anıta bıraktığı çelengi parçalayarak  yakarlar.

69 Şubat’ın da gelen 6.filoyu protesto eden binlerce genç polisin engellemesine rağmen yine Taksim Atatürk Anıtı’nda toplanır.  Teknik Üniversite Öğrenci Birliği Başkanı Harun Karadeniz şöyle konuşur; ‘Arkadaşlar biz Türk gençliği olarak Kurtuluş Savaşı veriyoruz. Bunun için heykelin Kurtuluş Savaşı’nı canlandıran yüzünde toplanarak konuşuyoruz’. 

SAMSUN’DAN ANKARA’YA MUSTAFA KEMAL YÜRÜYÜŞÜ

“1919’da başlayan Mustafa Kemal Devrimi kendisinden sonra gelen yöneticiler tarafından amacından saptırılmış, cumhuriyet’in bütün müesseseleri yozlaştırılmıştır. Bugün Türkiyemiz dünyada ilk antiemperyalist ve antikapitalist devrimi gerçekleştiren Mustafa Kemal’e rağmen yabancıların desteklediği karşı devrimlerin etki alanına girmiştir. Biz Mustafa Kemal gençliği olarak saptırılan devrimi rayına oturtmaya azimliyiz, kararlıyız. Bu yürüyüşün amacı budur.”  Ekim ayı sonunda Samsun’dan başlayarak 10 Kasım’da Anıtkabir’de bitirilen Mustafa Kemal Yürüyüşünün bildirisidir yukarıdaki metin. Devrimci Öğrenciler Birliği, Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı, Ankara Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Talebe birliği tarafından ortak olarak yayınlanır bu bildiri.

Başta Deniz Gezmiş olmak üzere 24 genç yürüyüşün ilk gününde yıldırılmak amacıyla gözaltına alınır.. Gençliken önde Türk bayrağı ile kararlılıkla yürüyüşe devam eder. Yürüyüş başarılı bir şekilde Anıtkabir’de tamamlanır. Ancak bu eylemde unutulan, unutturulan eylemler arasında yerini alır…

İbrahim Kaypakkaya’nın okuduğu Çapa Yüksek Öğretmen okulunda 12 ocak 1969’da gerçekleştirilen Demokratik Üniversite yürüyüşünde de Türk bayrağı yürüyüşün yine önündedir.

İNÖNÜ: NATO’YA HAYIR ETKİNLİĞİNE KATILMAYIN… BOYKOT HASTALIKTIR…KOMMERİ ZİYARET…

68 gençliğinin önemli eylemlerinden bir tanesi de NATO’YA HAYIR haftası etkinlikleridir. Gençler bu hafta içerisinde Nato’nun dünyaya nasıl savaş ihraç ettiğini anlatırlar. Toplumda bu konuda duyarlılık yaratmaya çalışırlar. Ancak CHP, Nato konusunda 68 gençiğiyle aynı görüşte değildir. Bu nedenle de kendi gençliğinin de bu tür eylemlere katılmaması için elinden gelen çabayı harcar. Genel Başkan İsmet İnönü gençliğe şöyle seslenir: ‘Haber aldığımıza göre, önümüzdeki birkaç ay içinde dünyada öğrenci hareketleri olacak ve bizde de gençlik hareketleri olacaktır. Nato’ya Hayır. Türkiye böyle teşekküllere katılmayacaktır. Gelecekte katılırsa bu CHP’nin genel sorumluluğu içinde olacaktır. Gençlik kollarını rastgele, bilmediğimiz insan ve örgütlerin hazır aleti yaptırmayacağız. Kendi iradenizi başkasının sürüklemesine razı olmayacaksınız’.  Öğrenci boykotlarının yoğunlaştığı 68 sonbaharında İnönü’nün bir başka açıklaması  yine gazetelerde yerini alır. Ve İnönü ile gençliğin yolları tekrar ayrılır. Neden mi? Çünkü gençliğin büyük çabayla sürdürmeye çalıştığı boykotlar, İnönü’ye göre hastalıktır. Yine bir başka önemli olay ise Kommer’in arabasının yakılması sırasında olur. Gençler emperyalizmin temsilcisi olarak gördükleri Kommer’in arabasını OTDÜ’de yakarken, İnönü Kommer’i ziyarete gidecektir.[5]

TOPRAK REFORMU

1969’da İzmir’in Torbalı ilçesinde köylüler toprak işgali başlatır. Gençlik bu konuda da duyarsız kalmayacaktır. Başta Fikir Kulupleri Federasyonu olmak üzere 28 gençlik örgütü hemen açıklama yaparlar. Köylü kardeşlere başlığıyla yayınlanan bildiride; ‘Sürdüğün topraklar öz malındır. Sömürücü ağaların o topraklarda hakkı yoktur. Toprak onu sürenin, alın teri dökenindir. Bu haklı emek kavganda Devrimci Türk Gençliği olarak sonuna dek yanında olduğumuzu bildirir. Toprak reformu yapmayan iktidarı kınarız” açıklamsı yapılır. 

İŞÇİLERLE YAN YANA

68 Gençliği okul ve ülke sorunlarının bir arada olduğunu gördükleri için her zaman  iki alanda da duyarlılıklarını korumuşlardır.  1968 yılında  yürüyüş yapan Alibeyköy Branda bez fabrikası işçileri protesto yürüyüşü yaparlar. İşveren tarafından haksız yere işten atılmaları protesto ederler. Bu sırada gençlik yine yanlarındadır. Teknik Üniversite’ye gelen işçileri gençlik üniversite kapısında karşılar. Tabi yine en önde Türk Bayrağı ve Atatürk Posteri vardır.

KIZ ÖĞRENCİLER DE MÜCADELEDE

Erkek öğrencilerle birlikte kız öğrenciler de kavganın önündedir. Ankara Olgunlaşma Entitüsündeki kız öğrenciler boykot yaparlar ve bu nedenle de yargılanırlar. Ancak kesinlikle yılmak ve geri atmak yoktur.  24 kız öğrenci Asliye Ceza Mahkemesi salonuna güleryüzle giderler. Savcılık makamı tarafından 5 yıl hapis cezası istenen kızlar korkmadan, kararlılıkla  mücadeleye devam edecektir.

İbrahim SARIDEMİR

ADD Şişli Şubesi Eski Başkanı


[1] 22 Haziran 1966 tarihli Akşam ve Hürriyet Gazetesi, 21 Haziran 1966 tarihli Yeni Gazete ve Dünya Gazetesi vb

[2] Turhan Feyizoğlu, Fırtınalı Yılların Gençlik Liderleri Konuşuyor, sy:44, Ozan Yayınları, 4.Baskı, İstanbul 2010

[3] 18 Nisan 1966 Hürriyet Gazetesi

[4] 29 Mayıs 1966 Akşam Gazetesi

[5] 9 Ocak 1969 Akşam Gazetesi