S.S.C.B. YÜKSEK ŞURA PREZiDYUMU BAŞKANI NİKOLAY VİKTOROVİÇ PODGORNİ’NİN KABUL RESMİNDE KONUŞMASI
11 Nisan 1972
Sayın bay Cumhurbaşkanı
Sayın bayan Sunay
Sayın bayanlar ve baylar.
Sovyetler Birliği için ifade buyurduğunuz sıcak sözler, Türk topraklarında bize gösterilen misafir severlik ve ihtimam için size sayın Cumhurbaşkanı şükranlarımı belirtmek isterim.
Sovyetler Birliği’nde Türk milletine saygı var ve Güney komşumuz olan Türkiye’yle ilişkilerimizin sürdürülmesine ve geliştirilmesine büyük bir önem verilmektedir. İyi komşuluğun düzene konulması işinde devletlerin yöneticileri arasındaki şahsi temasların oynadığı rol az değildir. Sovyetler Birliği Yüksek Şurası heyetiyle beraber memleketinizi ziyaret etmek fırsatına eriştiğim 1965 yılını hatırlıyorum. Onu müteakip devrede Sovyet ve Türk devlet adamlarının faydalı karşılıklı ziyaretleri olmuştur.

Sayın Cumhurbaşkanı, şahsınızın da iki buçuk yıl önce Sovyetler Birliği’ne yapmış olduğunuz ziyareti, o zaman yer almış olan temas ve konuşmalarımızı iyi hatırlıyoruz.
Moskova’da bulunduğunuz sırada Sovyetler Birliği’yle Türkiye arasındaki ilişkileri, iki ülkenin ve genel barışın yararına olan iyi komşuluğun gelişmesi için bir örnek olarak telakki etmiştiniz. O zamandan beri geçen nispeten kısa süre içinde bu ilişkiler duyulur bir ilerleme kaydetmiştir. Fikrimizce, burada Türkiye’nin yönetici zevatıyla temaslarımız Sovyetler Birliği’yle Türkiye Cumhuriyeti arasında iyi komşuluğun gelişip sağlamlaşması, eşitlik ve iki tarafa faydalı iş birliğinin gelişmesi davasına hizmet edecektir.
Lenin ve Atatürk
Aralarındaki dostluk ve iyi komşuluk gelenekleri Sovyet Rusya’nın ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin varlıklarının ilk yıllarında doğmuş ve sağlamlaşmıştır. İlişkilerimizin temelleri ve ilkeleri Sovyet devletinin kurucusu V. İ. Lenin ve yeni Türkiye’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün şahsi katılışlarıyla şekillenmiştir.
Ülkelerimizin birbirlerine dostluk elini uzatarak 1921 Mart’ında dostluk ilişkileri hakkında tarihsel antlaşma imzalamış oldukları zamandan beri yarım asırdan fazla bir süre geçmiştir. Bu devre içinde dünyada çok şey değişmiştir. Böyle olmakla beraber, ülkemizde Sovyet egemenliğinin kurulduğu ve Türkiye’de ulusal kurtuluş hareketinin geliştiği devrede kurulmuş olan bu ilişkilerin temeli sağlam olduğunu ispatlayarak zamanla sınanmıştır. Aralarındaki iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmede ülkelerimizin elde etmiş oldukları olumlu her şey hep bu temel üzerinde kurulmuştur. Sovyetler Birliği’yle Türkiye arasındaki ikili ilişkilere deggin sorunlar mı olsun, bütün halkların güvenliği çıkarlarına deggin aktüel uluslararası problemlerin çözümünde iş birliği sorunu mu olsun bu yönde gelişme imkânlarını sağlayan hep bu temeldir.

Sayın Cumhurbaşkanı
Bilindiği gibi ülkemiz dış politikada Sovyetler Birliği Komünist Partisi XXIV kongresince kabul edilerek dünya politikasının etkili bir faktörü haline gelmiş bulunan programı aktif bir şekilde uygulamaktadır. Bu programın özünü barış ve uluslararası iş birliği uğruna, halkların özgürlüğü ve bağımsızlığı uğruna savaş teşkil ediyor. Biz bu ödevi dostlarımız ve müttefiklerimizle yani Sosyalist topluluk ülkeleriyle beraber yapıyoruz ve bu topraklarda başka sosyal sistemlere ait devletler de dahil diğer bütün barışsever devletlerle iş birliği yapıyoruz.
Hoşnutlukla kaydedilebilir ki Avrupa’da güvenliğin sağlanması ve iş birliğinin geliştirilmesi hakkında, ayrıca bu amaçla genel bir Avrupa toplantısı yapılması hakkında Sosyalist ülkelerin bilinen teklifleri Türkiye de dahil gittikçe artan sayıda devletler tarafından tanınmakta ve desteklenmektedir. Bu toplantının ana yönlerini tespit etmekle ilgili pratik ödevlerin çözümüne yaklaşmış bulunduğumuz bugün temasların artırılması, eylem birliği yapılması ve karşılıklı olarak makbul bir esas üzerinde anlaşmaya varılması daha büyük bir önem taşıyor.
Sovyetler Birliği ve Polonya’nın Alman Federal Cumhuriyeti’yle imzaladıkları antlaşmaların onaylanması da Avrupa’da ve dışında bile devant havası yaratılmasına ve politik iklimin iyileşmesine hizmet eder. Avrupa devletlerinin karşısında asırlar görmüş Avrupa tarihinin dolu olduğu feci olayların, yıkıcı harp ve ihtilafların tekerrürünü önlemek için elden gelen her şeyi yapmak vazifesi duruyor. Bütün Avrupa devletlerinin, bütün devlet, politika ve toplumsal faaliyet adamlarının borcu bu yönde mevcut iyi imkanların elden kaçırılmamasına yardım etmektir. Kendi tarafından Sovyetler Birliği elinden gelen her şeyi yapıyor ve dost Türkiye de dahil bütün devletlerin eylem birliğine bel bağlıyor.
Barışın ve uluslararası güvenliğin sağlamlaştırılması için Çin Hindindeki ve Yakın Doğudaki harp ocaklarını kaldırmanın büyük önemi vardır.
Vietnam, Laos…
Vietnam, Laos ve Kamboç’a karşı harbe girenler uğradıkları yenilgilere rağmen isteklerini bu ülkelerin halklarına silâhla empoze etmek çabalarını kesmiyorlar. Bunu ne “Vietnamlılaştırma” lâfı, ne de barışseverlik diye ikiyüzlü cümleler saklayamaz. Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris görüşmelerinden kaçındıklarına ve Vietnam Demokratik Cumhuriyetine karşı hava savaşını tırmandırdıklarına dikkat etmemek kabul değil.
Sovyetler Birliği’nin fikrince Çin Hindi problemlerinin politik çözümü yüzde yüz mümkündür. Vietnam Demokratik Cumhuriyetinin ve Güney Vietnam Cumhuriyetinin teklifleri bu çözüm için gerçek ve yapıcı esas olabilir. Gerekli olan müdahalecilerin Çin Hindinden ayrılmaları, bu bölge halklarının dıştan hiçbir karışma ve baskı olmadan kendi kaderlerini belli edebilmeleridir. Çin Hindi halklarının adil savaşının desteklenmesi uluslararası gerginliğin gevşemesine ve dünya barışının korunması davasına yardım ediyor.
İsrail…
Dünya kamuoyu diğer bölgede yani Yakın Doğu’da olayların gelişmesini büyük bir endişe ile izlemektedir. İşgal edilmiş Arap topraklarından saldırganın askerini çekmesini de içine alan Güvenlik konseyinin belli kararına İsrail’in uymak istemeyişi, Mısır Arap Cumhuriyetinin yapıcı barışçı teşebbüslerini inatla görmezlikten gelmesi ve nihayet Arap ülkelerine karşı dinmeyen silahlı provokasyonları Yakın Doğuda içinde devamlı bir patlama tehlikesi saklı bulunan gerginlik meydana getiriyor. Bu sebepledir ki, Yakın Doğu bunalımına bir an önce politik çözüm sağlamak için bütün barışsever ülkelerin çabalarını hızlandırmaları büyük bir önem taşır. Sovyetler Birliğine gelince, 1967’de işgal edilmiş olan topraklarını geri almak, Yakın Doğu’da sağlam ve adil barışın ihyası için adil ve barışçıl Arap ülkelerine ve halklarına her yönlü yardım yapmıştır ve yapacaktır.
Dünyada olayların gelişmesi Asya’da kolektif güvenlik sorununu öne sürüyor. Güç kullanmadan vazgeçme, egemenliğe saygı, sınırların dokunulmazlığı, iç işlere karışmama, tam bir eşitlik ve karşılıklı fayda esasında ekonomik ve diğer iş birliğinin genişçe gelişmesi bu güvenliğin prensiplerini teşkil edebilirdi. Asya’da kolektif güvenlik fikri herhangi bir devlete karşı değildir. Hedefi ancak Asya’yı barış ve bütün halkları arasında iş birliği kıtasına çevirmektir.
Kıbrıs…
Akdeniz bölgesinde yakın geçmişte yer alan olayların da yeni çatallaşmalar doğurabilmesi de görmezlikten gelinemez. Kastedilen her şeyden önce Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iç işlerine kabaca karışma yeltenişleridir. Sovyetler Birliği’nin Kıbrıs sorunundaki tutumu değişmemiş kalmaktadır.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği sebatlı bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeden yanadır, enosise karşıdır, Kıbrıs sorununun dıştan hiçbir karışma olmadan bütün ada halkının çıkarlarına uygun olarak barışçı yolla çözülmesinden yanadır. Kıbrıslı Türklere de Kıbrıslı Rumlara da değerli saygımız vardır ve ihtilafların görüşmeler yoluyla düzenlenmesinde, Kıbrıs’taki iki cemaatin yani Rum ve Türk cemaatlerinin ikisi için de makbul bir anlaşmaya varmada kendilerine başarılar dileriz. Kıbrıs’taki askeri üslerin kaldırılması mevcut problemlerin Kıbrıs halkının çıkarına uygun olarak çözülmesine az yardım etmezdi.
Önemli olan şu ki, durumun yine keskinleşmesine meydan vermemek ve Kıbrıs’ta barış ve asayişin korunması için gereken her şeyi yapmaktır ki, bu sözü geçen bölgeye yakın bulunan iki devletimizin çıkarlarına da uygun olur tabii.
Uluslararası Güvenlik
Uluslararası güvenliğin sağlanması için savaş, nükleer silahsızlanma da dahil tam ve genel silahsızlanmanın elde edilmesi, bakteriyolojik ve kimyasal silahların yapılması ve kullanılmasının yasaklanması için bütün devletler çaba harcamadan yapılamaz. Birleşmiş Milletler Teşkilatının üyesi olan devletlerin çoğunun bu arda Türkiye’nin de Sovyetler Birliğinin dünya silahsızlanma toplantısı yapma teklifini desteklemiş almalarını olumlu niteliyoruz. Bu toplantı insanlığın asırlar boyu beslediği silahsız ve harpsiz dünya hayalinin tahakku yolunda önemli bir adım teşkil edebilir.
Sayın Cumhurbaşkanı
Yapacağımız görüşmelerin ve fikir teatisinin gerek ikili ilişkiler alanında gerekse uluslararası politika alanında iş birliğimizin genişlemesine yardımcı olacağına inanç belirtmek isterim.
Kadehimizi:
Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı ve bayan Sunay’ın şerefine,
Sovyetler Birliği’yle Türkiye arasında iyi komşuluğun gelişmesi ve sağlanması için,
Barış ve halkların güvenliğinin sağlamlaştırılması için kaldıralım.
S.S.C.B. YÜKSEK ŞURA PREZiDYUMU BAŞKANI NİKOLAY VİKTOROVİÇ PODGORNİ

