İDAMININ 49. YILINDA SOL’UN DENİZ GEZMİŞ’İNDEN MİLLİ KAHRAMAN DENİZ GEZMİŞ’E… / Arslan Kılıç yazdı

12 Mart rejiminin sıkıyönetim mahkemesi, ONLARI Türkiye’nin Amerikan emperyalizmine bağımlı sistemine silah çektikleri gerekçesiyle idam etti.

49 yıl önce bugün (6 Mayıs 1972’de), 12 Mart rejiminin sıkıyönetim mahkemesi, Deniz Gezmiş ve iki genç devrimciyi (Yusuf Aslan, Hüseyin İnan), Türkiye’nin Amerikan emperyalizmine bağımlı sistemine silah çektikleri gerekçesiyle idam etti.

Birincisinden İkincisine Uzanan Süreç

Deniz ve onunla idam edilen iki devrimci Türkiye’de uzun yıllar, Amerikan emperyalizmine bağımlı ve tasfiye edilmemiş Ortaçağ yapıları ile iç içe bir komprador kapitalizme karşı mücadele duyarlığı yüksek olan sol’un kahramanları olarak anıldılar.

Sistemin ideolojik ve siyasi denetiminde olan geniş kitleler, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının temsil ettiği davaya ilgisiz kaldı. Bunların da en geri kesimleri, Batı destekli psikolojik savaşın din, mülkiyet ve aile düşmanlığı kışkırtmasının etkisinde, Deniz Gezmiş’e ve uğruna idamı göze aldığı davaya düşman bir tutum içinde oldu.[1]

1990’larda başlayan Küreselleşme yılları Türkiye’de ve Dünyada Batı emperyalizmi kaynaklı sayısız olumsuzluk ve kötülüğün azgınlaşma yılları oldu. Uzun Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği’ni güneyinden kuşatmada “stratejik müttefik” olarak lazım olan Türkiye, Küreselleşme döneminde, ekonomik olarak sömürgeleştirilecek, siyasi olarak BOP’un parçalanacak ülkeleri arasında yer aldı. Adım adım ilerleyen bir program çerçevesinde “stratejik müttefik”lik, “stratejik düşmanlık”a dönüştü.

İşte bu yıllar aynı zamanda Türk halkının geniş kesimleriyle Deniz Gezmiş’i ve temsil ettiği antiemperyalizmi keşfetme yılları oldu.

Deniz Gezmiş, 1990’lı yıllara kadar Türkiye’de sadece sol’un kahramanıydı. Sol’un, Amerikan işbirlikçisi sınıfların saldırılarında “şehit olmuş” temsilcisi olarak anılıyordu.

Ama, başında ABD’nin bulunduğu Batı emperyalizminin Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra dünyaya ve dünyadaki siyasi bağımsızlığa sahip devletlere “Küreselleşme” programını dayattığı 1990’lı yıllarda, birçok şey gibi, Deniz Gezmiş’in Türk toplumunun belleğindeki yeri de değişti.

Bugün 47 yıl sonra Deniz’leri anarken esas olan, Türk toplumundaki bu büyük değişmeyi ve Deniz Gezmiş’in bu değişme içinde kazandığı konumu açıklamak ve vurgulamaktır. Yoksa bir anma gününde Deniz’lerin temsil ettiği dava için, onlarca yıldır tekrarlana tekrarlana içi boşalmış ve bir hamasete dönüşmüş şehit ve kahraman edebiyatı yapmanın hiçbir yararı ve değeri yoktur.

Hele hele Deniz’leri, ABD emperyalizminin piyon gücü etnik bölücülüğün kuyruğunda, onun meşrulaştıran bir malzeme olarak kullanma işbirlikçiliğini mahkûm etmeyen anmalar, Deniz’lerin uğruna ölümü göze aldıkları “Tam Bağımsız Türkiye” mücadelesine, en hafif deyimle, sırtını dönmektir.

Deniz Gezmiş Devrimciliğinin Yaslandığı Tarihsel Miras

Türkiye’nin 1870’lerden 2021’e 151 yıllık Milli Demokratik Devrim mücadelesinde, yaşamını “Hürriyet” (Özgürlük) ve “İstiklal” (“Bağımsızlık”) davasına adamış kahramanları var olageldi.

Namık Kemal, Mithat Paşa, Tevfik Fikret, Jön Türkler, 27 Mayısçılar, bu mücadelenin “Hürriyet” (Özgürlük/Demokrasi) kahramanlarıdır.

Mustafa Kemal, bu büyük mücadelenin hem “İstiklali Tam” (“Tam Bağımsızlık”) kahramanıdır; hem de “istiklal” mücadelesi ile birleştirdiği ve onunla birlikte başarıya ulaştırdığı en köklü “hürriyet” mücadelesinin kahramanıdır. İki eylemini birleştirerek tanımlarsak, “istiklal ve hürriyet” kahramanıdır.

Türk milletinin dünya çapındaki şairi ve milli gururu Nazım Hikmet, Mustafa Kemal Atatürk’ün kaldırdığı “istiklali tam” bayrağını, sosyalist bilinçle ve emekçi hareketiyle birleştirerek savundu. Ölümsüz şiirleri ve ödünsüz mücadeleciliği ile, Türk milletinin bağımsız ve özgür yaşama özlem ve taleplerinin en etkili savunucusu oldu.

Atatürk’ten sonra yeniden “istiklal ve hürriyetini müdafaa mecburiyetine düşen” Türk milleti, öncüleri ile “vazifeye atılmak” istediğinde “muhtaç olduğu kudret ve cesareti”, Mustafa Kemal’in çağrısında ve Nazım Hikmet’in şiirlerinde buldu.

1960’lı yıllarda Dünyada “devletlerin bağımsızlık, milletlerin kurtuluş ve halkların devrim isteme” temelli mücadelesindeki yükseliş, büyük ve köklü bir bağımsızlık mücadelesi geleneği olan Türkiye’de kendini 27 Mayıs Devrimi ve onun açtığı alanda yükselen 68 Devrimci Gençlik Hareketi olarak gösterdi.

“Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye”

DENİZ GEZMİŞ 1960’ların ikinci yarısında, “alametifarikası” (ayırt edici niteliği) “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” olan 68 Devrimci Gençlik Hareketinin bütün özlem ve özelliklerini kişiliğinde birleştirmiş önderi olarak devrimci mücadele sahnesine çıktı.

Kısa ömründe, Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe’deki çağrıya uyarak; Kuvayı Milliye Destanı’na sinmiş sosyalist idealleri benimseyerek mücadele etti.

Atatürkçülüğün NATOtürkçülüğe dönüştürüldüğü Atlantikçiler egemenliğindeki Türkiye’de, Amerikan 6. Filo’sunu Dolmabahçe’den denize döken eylemiyle ve “Tam Bağımsız Türkiye İçin Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”yle, Mustafa Kemal’in “istiklali tam” ilkesini yeniden canlandırdı.

Türkiye’nin “demokrasi” mücadelesinin emekçi sınıfların örgütlü eylemiyle kazanılacağına inandığı için, daha (Ağustos) 1966’da iş ve sendika hakları için Çorum’dan İstanbul’a çıplak ayakla yürüyen Belediye temizlik işçilerinin arasına katıldı.

İşçi grevlerine, köylü eylemlerine, öğretmen boykotlarına omuz veren; Hakkâri’de Zap Suyu’na “Devrimci Gençlik Köprüsü” kuran; Gediz ve Varto depremlerinde enkaz altında kalanların yardımına koşan 68 Devrimci Gençliğinin, bir işaretiyle on binleri harekete geçiren önderi oldu.

80 yıldır işgal altındaki yurdunu savunan Filistin halkının yardımına koştu. “Vietnam kasabı” olarak ün yapmış Amerikan elçisi Robert Comer’i Yeşilköy’de çürük yumurta ile karşılayarak, ABD emperyalizmine karşı 20. yüzyılın destansı mücadelelerinden birini yürüten Vietnam halkına Türk milli kurtuluşçuluğunun desteğini sundu.

Deniz Gezmiş bu eylemlerle ve bu mücadele çizgisi ile Deniz Gezmiş oldu.

Küreselleşme Saldırılarının Türk Halkına Deniz Gezmiş’i Keşfettirmesi

“Küreselleşme” dünyaya, Atlantik kampındaki devlet bağımsızlıklarına sahip ülkeler de içinde olmak üzere, sömürgeleştirmeyi ve parçalanmayı dayattı. Türkiye “Küreselleşme” saldırısının ön cephesinde yer alan ülkelerden biri oldu.

Bu ABD-NATO ve Batı gerçeği, düne kadar Batıcı sağ siyasetlerin izleyicisi olmuş kitleler ve Türkiye pazarının esas sahibi olmuş egemen sınıfları, 1960’larda Deniz Gezmiş’in bayrağını kaldırdığı bağımsızlıkçılığın değerini anlamaya sevk etti.

Bu gelişmenin sonucu olarak, Türkiye’de 50 yıl önce “İslamcı” ve “Milliyetçi” etiketiyle 6. Filoyu protesto eden yurtseverlere saldıranların çocukları olan gençler, bugün göğüslerine Deniz Gezmiş portresi basılmış tişörtler giyiyorlar. Evlerinin duvarına, kalpaklı Kuvayı Milliye milli lideri Atatürk’le birlikte, 68 bağımsızlıkçılığının simgesi Deniz Gezmiş’in, Amerikan emperyalizmine karşı mücadelede Latin Amerika’da şehit düşmüş Che Guevara’nın posterlerini de asıyorlar.

Deniz Gezmiş ve önderlik ettiği 68 Devrimci Gençlik Hareketi, 10 yıl öncesine kadar ABD planı BOP’un “Eşbaşkanlığı” özel göreviyle övünmüş İslamcı-Muhafazakâr iktidarın, Amerikan emperyalizmi piyon örgütü Fethullah eliyle “deliğe süpürme”ye kalkıştığında ona karşı direnmede dayandığı ve ders kitaplarına soktuğu güç kaynaklarından biri olmuş durumda.[2]

ABD’nin BOP dayatması, Deniz Gezmiş’i, bağımsızlıkçı dindarların tipik temsilcisi Haydar Baş’ların ruhuna Fatiha okuduğu saygınlığa yükseltirken[3], 6. Filo Müslümanlarını, Mehmet Akif dindarlığının bedduasına mazhar kıldı.

Bütün bu özellikleriyle Deniz Gezmiş, 6 Mayıs 1972’deki idamından 40 yıl bile geçmeden, başını ABD’nin çektiği Batı emperyalizmine karşı yeniden ayağa kalkan Türk milletinin milli kahramanlarından biri oldu.

Türkiye’nin 20. yüzyılın başında olduğu gibi yeniden Kemalist Devrim rotasına girdiği ve Asya devrimlerinin öncülüğü konumuna ilerlediği 2020’lerde Deniz Gezmiş, Türk milletini, 50 yıl önce önderlik ettiği 68 Devrimciliğinin “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” hedefinde birleştiren simgelerden biridir.

Tarihteki Bütün Kahramanların Başına Gelen Uğursuzluk: Yenilen Zalim Gücün Yeni Bir “Kahraman” Yaratması

Öte yandan bugün Deniz’in başına bir taraftan da, tarihteki bütün devrimci kahramanların başına gelen uğursuzluk getirilmek isteniyor. Deniz Gezmiş’in bağımsızlıkçı-halkçı devrimciliğinin saygınlığı, bir taraftan da, onun ölümüne mücadele ettiği ve idamının baş sorumlusu olan emperyalizm güçlerince, piyonu haline getirdiği “solculuk” türü aracılığı ile, etnik ve mezhepsel bölücülüğün dayanağı olarak kullanılmaya çalışılıyor.

Atatürk devrimciliği nasıl ki NATOTürkçü işbirlikçiliğin elinde patlayan bir bomba olmuşsa, Deniz Gezmiş devrimciliğinin de “Bıji Serok Oabama”cılık “solculuğu”nu vuran silah olması kaçınılmazdır.

Deniz’i ve bağımsızlık mücadelemizin Deniz’le birlikte idam edilen diğer şehitler olan Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan arkadaşlarımızı, 49.ölüm yıldönümlerinde bu bilinçle ve saygıyla anıyoruz.

Arslan KILIÇ – 6 Mayıs 2021


[1]16 Şubat 1969’da Amerikan 6. Filo gemilerinin İstanbul’a gelişini protesto etmek üzere düzenlenen yürüyüş ve mitinge saldıran grup, Batı destekli irtica gazeteleri ile başında AKP’nin “saygın büyüklerinden” İsmail Kahraman’ın olduğu MTTB gibi, AKP’nin ideoloji üretme kuruluşlarından olan İlim Yayma Cemiyeti gibi örgütler tarafından toplanmış, örgütlenmiş ve kışkırtılmıştı. Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen bu saldırıda kullanılan “Müslümanlar”, İstanbul’un varoşlarından ve civar illerden, “din elden gidiyor”, “malınızı, ırzınız tehlike altında” propagandasıyla toplanmıştı. Bu propaganda ile toplanan kalabalık, Dolmabahçe Camii açık alanında 6. Filoyu kıble yaparak “toplu öğle namazı kılma” eyleminde bir araya getirilmiş; sonra da Beyazıt’tan Taksim’e yürüyen kitleye saldırmak üzere Gezi Parkında üslendirilmişti. AKP 2002’de, “Kanlı Pazar” provokasyonunu düzenleyenlerin yetiştirdikleri ile provokasyon gücünün kendisinin ortaklığı olarak, “BOP Eşbaşkanlığı” misyonu ile iktidara taşındı. 2010’ların ortalarında ise, iktidar ortaklığının “Kanlı Pazar gücü” (Gladyo), 47 yıl sonra bu kez de 15 Temmuz 2016 darbesi ile, ortaklığın, Eşbaşkanlıktan çekilerek Türkiye’nin milli rotasına yönelen gücüne (Tayyip Erdoğan’a) saldırdı.   

[2]2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılında Milli Eğitim Bakanlığının Ortaöğretim Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi ders kitabında 68 Devrimci Gençlik Hareketine geniş yer verildi. Ders kitabında 68 devrimci gençlik eylemleri, “en önemli özelliği antiemperyalist nitelik taşımasıydı” vurgusuyla özetlendi. Bu konudaki geniş haber için bkz: Özlem Konur Usta’nın 11 Ekim 2018 tarihli Aydınlık’taki, “Lisede antiemperyalist 68 hareketi öğretilecek” başlıklı haberi.

[3]Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Haydar Baş’ın, 2019 yerel seçimleri kampanyasında partisinin 25 Mart 2019 günü İstanbul Bayrampaşa’da düzenlediği mitingde yaptığı konuşma: “Allah Deniz Gezmiş’in mekânını cennet etsin. 6. Filo’ya selam çakan, tekbir getirip namaz kılan sağcılar Müslüman; 6. Filo’ya karşı çıkan ABD’yi tel’in eden Deniz Gezmiş’ler kâfir. Ben bunu reddediyorum…” (BTP’nin 26 Mart 2019 tarihli Yeni Mesaj gazetesi)