68 KUŞAĞININ ÇELİKLEŞMİŞ İRADESİNİN SİMGESİ İBRAHİM KAYPAKKAYA / Ulaş Üstündağ yazdı

“Benim yavrum muradını almamış

Bayrak dikilip de düğün olmamış, olmamış kuzum oyy

Okumuş da muradını almamış,

Yaralı gövdene kurban olurum,

Ben de senin yollarına ölürüm…”

Annesinin İbrahim Kaypakkaya için yaktığı ağıttan….

Türkiye’nin en aydınlık yüzü 68 kuşağının ‘Ser verip sır vermeyen’ önderi olarak tarihe geçen İbrahim Kaypakkaya 18 Mayıs 1973 tarihinde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşamını yitirdi. Babası Ali Kaypakkaya’ya ‘intihar etti’ denilerek oğlunun kafası bedeninden ayrılmış halde parçalanmış cesedi teslim edildi. Birlikte yargılandığı arkadaşları da mahkemede işkence altında öldürüldüğünü söylediler.

İbrahim Kaypakkaya 25 yıllık yaşamıyla o dönem 68 kuşağının çelikleşmiş iradesinin simgesi olarak görüldü.

Başarılı Bir Öğrencilik

İbrahim Kaypakkaya yoksul bir ailenin çocuğu olarak Çorum’da doğdu. 

İlkokul çağına kadar köyünde yaşamaya devam etti. Köylerinde okul olmadığı için babası Ali Kaypakkaya çocuğunu akrabalarının yanına göndermek zorunda kaldı.  

Daha sonra İbrahim Kaypakkaya ilköğretimini Ortakışla ve Alacaköy’de tamamladı. Öğretmenleri ise onda olan ışığı görmüşlerdi. Babası Ali Kaypakkaya’ya mutlaka çocuğunu okutması gerektiğini söylediler.

İbrahim Kaypakkaya 1960-1961 eğitim öğretim döneminde Hasanoğlan Öğretmen Okulu’na kaydını yaptırarak burada 5 yıl boyunca öğrenim gördü.

Okulu başarılı bir şekilde bitiren İbrahim Kaypakkaya devrimci düşüncelerle de burada tanıştı.

Başarısında dolayı da Yüksek Öğretmen Okulu’na yazıldı. (1) Arından da Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na kayıt oldu. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisiydi.

Üniversitede Devrimci Faaliyetler

Üniversite hayatında İbrahim Kaypakkaya Türkiye’de yükselen anti-emperyalist gençlik hareketine yakından ilgi duydu. Sosyalist düşüncelere sahip olan İbrahim Kaypakkaya Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ile bağ kurarak kendi okulunda da örgütlenme çalışması yürüttü. Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Öğrencileri Fikir Kulübü kurulduktan sonra da yönetim kurulu toplantısında başkan olarak belirlendi.

26 Ağustos 1969

Okul yönetiminin sindirme politikası yürüttüğü FKF’nin çalışmalarını aralıksız devam ettirdi.  Bu yıllarda FKF’nin kurucu üyelerine hem okul yönetimi hem de savcılık tarafından soruşturma açıldı. İbrahim Kaypakkaya’da bu yüzden sık sık ifade verdi.  

Bu dönemde de Türkiye İşçi Partisi’ne (TiP) katıldı. 1968 yılında FKF Başkanı olarak Amerikan 6. Filosuna karşı bildiri yayınlanan İbrahim Kaypakkaya okuldan atıldı.  

Bu tarihlerde öğrenci eylemlerinde yer alan İbrahim Kaypakkaya TİP ve FKF içindeki tartışmalarda Milli Demokrat Devrim (MDD) görüşünü benimsedi.  Geçimi sağlamak içinde çeşitli işlerde çalıştı ve matematik dersleri verdi.  

25 Kasım 1969’da Türk Solu’nda yayınlanan makalesi

İbrahim Kaypakkaya mücadeleci kimliğinin yanı sıra o dönem teorik yazılarıyla da adından söz ettiriyordu. (2) İşçi Köylü Gazetesi, Aydınlık Sosyalist Dergi ve Türk Solu gibi yayınlarda sık sık yazıları çıkıyordu.

İşçi Ve Köylü Eylemlerinde Yer Aldı

İbrahim Kaypakkaya o dönem Türkiye sosyalist hareketinde başlayan MDD-Sosyalist Devrim (SD) tartışmaları sırasında 1969 yılında Doğu Perinçek’in başında olduğu Proleter Devrimci Aydınlık (PDA) grubuyla birlikte hareket etti.  

İşçi ve köylü mücadelesi üzerine yoğunlaşan İbrahim Kaypakkaya Değirmenköy’deki toprak işgalini destekledi.

Ağanın topraklarını işgal eden Silivri’ye bağlı Değirmenköy köylüleri kendilerine destek olmak için öğrencileri çağırdılar.

Devrimci öğrencilerde otobüslerle köye akın ettiler. Burada İbrahim Kaypakkaya ve Cihan Alptekin köylülere konuşma yaptı. (3) İbrahim Kaypakkaya 18 Kasım 1969 yılında Türk Solu Dergisi’ne “Değirmenköylülerin mücadelesine omuz verelim” başlıklı bir yazı da yazdı.

İbrahim Kaypakkaya fabrikaları da dolaşarak işçi mücadelesini yakından destekleyip propaganda yapıyordu. O dönem İşçi-Köylü Gazetesi İşçi Bölümü sorumlusu olan İbrahim Kaypakkaya yine Türk Solu Dergisi’ne Ege Bölgesi Sanayi İşçileri Grevi’ni anlatan bir yazı yazmıştı. Demir Döküm, Sungurlar, Horoz Çivi, Petriks Pil Fabrikası ve Eas Akü Fabrikası gibi işçilerin eylemlik sürecinde olduğu yerlerde İbrahim Kaypakkaya bir fiil yer aldı. 

İbrahim Kaypakkaya 1973 yılında Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı’nda verdiği savunmada işçi eylemleri hakkında: “Ben, grevleri işçi kitlelerini devrime hazırlayan bir okul olarak görüyordum. Halende bu kanaatim değişmemiştir. Siyasi, sosyal ve ekonomik baskı ve engellemeler karşısında kitlesel işçi eylemlerinin ekonomik ve demokratik haklar elde etmekten öte kitleleri halk ihtilaline hazırlayan bir yönü vardı” ifadelerini kullanmıştı.

PDA Grubundan Ayrılışı

1970 yılında da İbrahim Kaypakkaya yoldaşları Mehmet Altun ve Adil Ovalıoğlu ile birlikte Çorum’a gitti.  Yaklaşık iki ay kadar burada çalışma yaptılar . Derledikleri bilgileri de Proleter Devrimci Aydınlık Dergisi’nde “Çorum ilinde Sınıfların Tahlili” başlığıyla yayınladılar. 

Malatya, Diyarbakır ve Tunceli bölgesinde de faaliyet yürüten İbrahim Kaypakkaya hakkında sıkıyönetim komutanlığı tarafından da yakalama kararı çıkartıldı.

1972 yılında da İbrahim Kaypakkaya Proteler Devrimci Aydınlık (PDA) ve Türkiye İhtilalci İşçi ve Köylü Partisi (TİİKP) çevresiyle olan bağlarını kopardı.  İbrahim Kaypakkaya ayrılma nedenlerini on maddelik TİİKP Doğu Anadolu Bölge Komitesi (DABK) adlı bir yazıyla açıkladı.

İbrahim Kaypakkaya 26 Mart 1972 yılında Muzaffer Oruçoğlu ile birlikte Nazilli’ye gitti. Burada Avşar Köyü’ne geçen İbrahim Kaypakkaya köylülerin mücadelesini sorduktan sonra Beşparmak Dağları’nda bulunan Doğu Perinçek’in yanına geçti. Burada yapılan toplantıda ise Doğu Perinçek’le saatlerce tartışarak partiden ayrıldığını ilan etti.

İbrahim Kaypakkaya partiden bağlarını kopardıktan sonra arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Komünist Partisi- Marksist Leninist (TKP-ML) ve Türkiye İşçi Köylü Ordusu’nu (TİKKO) kurdu.

Babasına Parçalanmış Cesedi Teslim Edildi

İbrahim Kaypakkaya, Muzaffer Oruçoğlu ve Hüseyin Bozkurt 24 Ocak 1973 yılında Tunceli’nin Haydaran Bölgesi’nde Munzur Dağı eteğinde bulunan Vartinik Mezrasında bir evdeydiler.  Evde bulunan İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarına jandarma tarafından bir operasyon düzenlendi.

Çıkan çatışmada da İbrahim Kaypakkaya yaralandı. Yakın arkadaşı Ali Haydar Yıldız öldürüldü, diğerleri de kaçmayı başardı. Çıkan çatışmadan istifade eden İbrahim Kaypakkaya’da kaçmayı başardı. 

Daha sonra ise beş gün çevre köylerde saklandı.  29 Ocak 1973 yılında da bir öğretmenin ihbarı sonucu yakalandı. Yaralı ve soğukta uzun süre kalmasına bağlı olarak ayakuçlarında donma olmasına rağmen yürütüldü.

Ardında da Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı’na teslim edildi. Sorgusunda yoldaşları ve örgütsel bağlantıları hakkında hiçbir sır vermeyen İbrahim Kaypakkaya son kez sorguya götürüldükten sonra 18 Mayıs 1973 yılında hayatını kaybetti.

Birlikte yargılandığı arkadaşları ağır işkence görerek yaşamını kaybettiğini mahkemede belirttiler. Fakat Sıkıyönetim Komutanlığı babasına oğlu İbrahim Kaypakkaya’nın parçalanmış cesedini teslim ederek intihar ettiğini söyledi. (4)

O dönem bağımsız milletvekili olan Mehmet Ali Aybar’da TBMM’ye: “Kaypakkaya’nın sorgu sırasında yapılan işkencede öldürüldüğü doğru mudur?” başlığıyla 10 maddelik bir soru önergesi verdi.

Ulaş ÜSTÜNDAĞ

https://ulasustundag.wordpress.com

Kaynakça:

1. .İnönü Alpat, Türkiye Solu Sözlüğü,  Siyah Beyaz Kitap, İstanbul, 2012, s. 190

2. Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, 1988, s.2189

3. Turhan Fevzioğlu, İbo İbrahim Kaypakkaya, Ozan Yayıncılık, Nisan, 2000 s. 97

4. Nihat Behram, Ser verip Sır Vermeyen Bir Yiğit, Everest Yayınları, 15. Basım: Kasım 2012, sy.126