GÜLER YÜZLÜ SOSYALİZM’İN UNUTULMAZ İSMİ: MEHMET ALİ AYBAR / Cem Bayındır

“Sosyalizm bilime dayandığı için değil; insancıl, ahlaksal amaçlar güttüğü için insanların umudu haline gelmiştir. Seve seve katlanılan özveriler bundan dolayıdır.”

“Sosyalizm bilime dayandığı için değil; insancıl, ahlaksal amaçlar güttüğü için insanların umudu haline gelmiştir. Seve seve katlanılan özveriler bundan dolayıdır. Sosyalizm, eşitlik, özgürlük ve kardeşçe bir düzen vadediyor. Umudumuz ve tutkumuz bundan dolayıdır. Tarih bilimi de böyle bir düzenin kurulacağını müjdeliyor ise ne ala! ama umudumuzun kaynağı insanlığın kültür hazinesidir. Yüzyılların ötesinde kıvama gelmiş hümanizmadır, insanlık değerleridir. Bundan dolayı sosyalizmin şiddetle, tepeden inme buyruklarla gerçekleşmesi olanaksızdır.”

Mehmet Ali Aybar (5 Ekim 1908-10 Temmuz 1995) Türkiye solunun en önemli adlarından biridir. Türk sosyalist hareketinin içinde; bilim insanı, akademisyen, gazeteci, sporcu, eylemci, milletvekili, siyasi parti lideri ve bir entelektüel olarak yaptıkları, yazdıkları, sözleri, düşünceleri ile ayrı bir yer edinmiş, demokrasiye olan inancı, insancıllığı ve eleştirel yaklaşımı, ilkeli tutumuyla da saygınlık kazanmıştır.  

Aybar’ın anne ve babasının aileleri Osmanlı devlet yönetiminde önemli kişilerden oluşur. Büyük babası Hüseyin Hüsnü Paşa, 31 Mart Olayında Selanik’teki Hareket Ordusu’nun başına getirilmiş önemli bir asker ve Jön Türk olup Milli Mücadele’ye de katılmış ve önemli hizmetlerde bulunmuştur. Mehmet Ali Aybar’ın babası Tahsin Bey de Osmanlı’dan Cumhuriyet’e pek çok önemli görevde bulunmuş bir subaydır. Şair Oktay Rifat ve Nâzım Hikmet’le de akrabalıkları vardır.

Türkiye sosyalizminin 1960’ların en önemli politik figürlerinden biri olduğu gibi yaptıkları ve yazdıklarıyla da önemli bir entelektüeldir.
Galatasaray Lisesinden başlayarak atletizmle ilgilenmiş, sporda büyük başarılar elde etmiş, 1928 Amsterdam Olimpiyatlarında Türkiye’yi temsil etmiştir. 100, 200 ve 400 metre koşularında Türkiye ve Balkan rekorları kırmıştır.
Spor yaşamında olduğu gibi eğitim yaşamında da başarılı olan Aybar, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş ve üniversitede kalarak devletler hukuku doçenti olmuştur.

1962 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin genel başkanı olur. 1965 yılında Türk solu artık 15 milletvekili ile TBMM’dedir. Bu dönemde Doğan Avcıoğlu’nun egemen olduğu Yön Hareketi ve Mihri Belli ile bazı sorunlar yaşasa da, o, sosyalist düşüncenin demokrasi içindeki rolünü benimsemiştir, bu çizgisinden de hiç ayrılmayacaktır.

1968’de Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgal etmesine tepki koyan bir tavırla bunu belli eder. Aybar’ın bu işgali sert bir dille kınaması, bununla yetinmeyip eleştirilerini Sovyet sosyalizmine yöneltmesi ve “özgürlükçü ve güler yüzlü sosyalizm” gibi kavramlar kullanmaya başlaması, TİP içindeki Behice Boran, Sadun Aren ve Nihat Sargın’ı rahatsız etti ve Aybar “bilimsel sosyalizm”den sapmakla suçlandı.

“Ne Amerika, ne Sovyet Rusya, ne de herhangi bir başka devletin dümen suyu. Türkiye için tek çıkar yol kayıtsız şartsız bağımsızlık yoludur. Milli şeref ve haysiyet yoludur.” (TİP Haberleri, 1 Eylül 1968)
Aybar, 12 Mart döneminde de hukuktan ve insan haklarından yana tavrıyla, Meclis’te tek başına bir parti gibi uğraş vermiştir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, rekortmen bir sporcu olan Mehmet Ali Aybar, aynı zamanda ressam ve sanat eleştirmeni kimliğiyle de düşünce ve sanat dünyasının içinde yer almıştır.

Mehmet Ali Aybar’ın özel bir yönü de Kurtuluş Savaşı’nda lider kadronun halka yanında verdiği yer sayesinde edinilen başarıdan çok etkilenmiş olmasıdır. Onun sosyalizm mücadelesinin en önemli esin kaynağı Kurtuluş Savaşı olup demokratik savaşımlar üzerinden yürütülecek davada, işçi ve köylülerin aydınlarla yan yana olması halinde zaferin mutlak olduğuna inanmıştır.  

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, parti içinde, Doğan Avcıoğlu Mihri Belli’nin başını çektiği etkili grubun Milli Demokratik Devrim düşüncesi galip gelmiş ve ancak Aybar yine de özgürlük çizgisinden ve demokratik anlayışından kısaca “Sosyalizm insan içindir, insan sosyalizm için değil” ilkesinden hiç ayrılmamıştır.

Ona göre, sosyalizm, Türkiye’ye özgü, bireyci, özgürlükçü, güler yüzlü olmalıdır. Başka türlü bir anlayış Marksist-insancıl değerlerden sapılması anlamına gelmektedir.

Amerika’nın askersel ve ekonomik anlamda Türkiye’ye yerleştiği, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde başlayan ve Demokrat Parti yönetimiyle ise tümüyle teslim olunan süreçte de bu duruma sert eleştiriler yapmış; halkı ABD’yi protesto için örgütlemeye çalışmış, Amerikancı bürokratları, içimizdeki ajanlar olarak tanımlamıştır.  

O, ABD’nin öteki uzantılarını ise feodaliteyi koruyanlarla ağalar ve montaj-ambalaj sanayinden beslenenler olarak görür. Aybar’a göre, milli burjuvazinin olmadığı bir ülkenin dışarıya karşı bağımsızlığını sağlamanın tek yolu ikinci bir Millî Mücadele’dir.

Sovyetlerdeki örgüt modeli ona göre, özgürlükleri ortadan kaldıran, bireyi sosyalizm adına her türlü konuda feda etmekten çekinmeyen, hiyerarşinin neredeyse kast sistemine yaklaştığı, ritüellerin ön planda, rasyonalite ve insan değerinin ise çok gerilerde tutulduğu, doğası gereği otoriter bir yapıdır. Kışla disiplini komünizme değil, totaliterliğe giden yolu açacaktır. Aybar işçilerin demokratik mücadeleleri sırasında örgüt kültürü içinde yönetime katılmayı öğreneceğini savunmuş ve gerek TİP’te gerek SDP’de partinin tüm organlarında en az yüzde 50 işçi kotası uygulamıştır.

Aybar’ın düşüncelerinin biçimlenmesinde, Batı Avrupa Marksistleriyle yakın ilişki halinde olmasının etkisi olduğu gibi, hukuk eğitimi almış bir akademisyen olması, bir dönem sanat ve sporla uğraşması da çok etkili olmuştur.

Mehmet Ali Aybar, sosyalist düşünce içerisinde de, tek parti yönetimine karşı da inandıklarını ve bildiklerini söylemekten geri durmamış, çok sevdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ayrılmayı, düşünceleri uğruna hapis cezası almayı bile göze almıştır.

Entelektüelliği, centilmen ve beyefendi tavrı, namuslu kişiliği ile taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmış; “güler yüzlü sosyalizm” düşüncesiyle de Türkiye sol hareketinin halka benimsetilmesinde çok etkili olmuştur.  

“Ulusal bağımsızlık önemlidir, Amerikan emperyalizmi de, Rusya peykliği de kabul edilemez. Sosyalizmin özü özgürlüktür, Sovyet tipi rejimlerde bir süre sonra devlete hâkim olan bürokrasi sosyalizmi bitirir.” 

Mehmet Ali Aybar’ın düşünceleri, sosyalizmle özgürlüğün, insancıllığın, yurtseverliğin birlikte nasıl olabileceğini de kanıtlar.

Çizgisinin dışına hiç çıkmamasıyla Türk siyasal yaşamının en seçkin örneklerinden biri olan, bağımsızlığa, özgürlüğe, demokrasiye ve insana verdiği değerle, taraf tutmaktan ya da taraf olmaktan çok gerçeğin peşinde koşan aklı hür, vicdanı hür bir kişi olarak Aybar, Türk solunda en önemli kişiliklerden biri olmayı başarmıştır. Ölüm yıldönümünde saygıyla anıyorum.

Cem BAYINDIR


KAYNAKÇA:

  • AKSAKAL, Hasan, Güler Yüzlü Bir Sosyalist, İlkeli Bir Siyasetçi: Mehmet Ali Aybar’ın Türk Siyasal Yaşamındaki Yeri ve Önemi, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi Aralık 2009, Sayı:20, ss.79-102.
  • AYBAR, Mehmet Ali: “Kağıt Üstünde Demokrasi”, Vatan, 24-25 Ağustos 1945
  • AYBAR, Mehmet Ali: Türkiye İşçi Partisi Tarihi, Cilt 1, İstanbul, BDS Yayınları, 1988 AYBAR, Mehmet Ali: Türkiye İşçi Partisi Tarihi, Cilt 2, İstanbul, BDS Yayınları, 1988 AYBAR, Mehmet Ali: Türkiye İşçi Partisi Tarihi, Cilt 3, İstanbul, BDS Yayınları, 1988 AYBAR, Mehmet Ali: Marksizm ve Sosyalizm Üzerine Düşünceler, (haz: Aylin Özman), İstanbul, İletişim Yayınları, 2002
  • MUMCU Uğur, Mehmet Ali Aybar ile Söyleşi Sosyalizm ve Bağımsızlık, Umag, 2020
  • ÜNLÜ, Barış: Bir Siyasal Düşünür Olarak Mehmet Ali Aybar, İstanbul, İletişim Yayınları, 2002
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_Ali_Aybar
  • https://www.tustav.org/kutuphane/tip-kutuphanesi/
  • https://web.archive.org/web/20160422024718/http://mehmetaliaybar.org/

Kaynak: eskimiyen.com